Haruki MURAKAMİ- RENKSİZ TSUKURU TAZAKİ’NİN HAC YILLARI

h-murakami
Uzun zaman blogumu başıboş bırakınca inanın onca ayın acısını çıkartarak yazmak inanılmaz keyifli:) Haruki MURAKAMİ uzun zamandan beri okumak istediğim bir yazardı. Yazar’ın son kitabı’nın çıktığını duyduğumda da neden yılın son kitabı olmasın diyerek okumaya başladım…


Bir Kitap Bağımlısı klasiği olan tarihimi de attım:)
   Arka Kapak;
KADERİNDE TEK BAŞINA KALMAK VARDIR BELKİDE…
İşte o an, Tsukuru nihayet her şeyi kabullenmeyi başarabildi. İnsanların yürekleri arasındaki bağ yalnızca uyum üzerinden oluşmuyordu. Aksine, bir yaradan diğerine daha derin bağlar oluşuyordu. Acı acıyla, kırılganlık kırılganlıkla yürekleri birbirine bağlıyordu. Elemli çığlıklar olmadan suskunluk, kan toprağa akmadan affediş, insanın içini lime lime eden kayıplardan geçmeden kabulleniş mümkün değildi. İşte bu, gerçek uyumun kökünde var olan şeydi. Haruki MURAKAMİ’den kaderinin gizemini çözmek, içindek iflah olmaz yaranın kaynağına inmek için büyük bir yolculuğa çıkan bir kahramanın romanı. Kendini “renksiz” bilen Tsukuru TAZAKİ’nin hikayesi.
 
 

Yazar’ın Diğer Kitapları;

*1Q84
*Koşmasaydın Yazamazdım
*Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında
*İmkansızın Şarkısı
*Yaban Koyunun İzinde
*Sahilde Kafka
*Zemberekkuşu’nun Güncesi
*Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu
 

Haruki MURAKAMİ- RENKSİZ TSUKURU TAZAKİ’NİN HAC YILLARI

Herkesin kendinden bir şey bulacağı bir kitap… Tsukuru Tazaki Japonya’nın Nagoya’da şehir banliyösünde yaşayan “üst orta gelirli” bir ailenin çocuğudur. Üç erkek ve iki kızdan oluşan bir grubu vardır. Katolik Kilisesi’nin organize ettiği gönüllü etkinliklerde tesadüfen tanışmışlar ve aralarında yazılı olmayan sıkı bir dostluk oluşmuştur. Tszukuru Tazaki dışında, diğer dördünün ufak bir ortak noktası vardır. Soy isimlerinde renklerin yer alması. Erkeklerden birinin soyadı Akamatsu yani “kızıl çam”, diğerinin Oumi “mavi deniz”, kızlardan birinin Şirane yani “ak kök”, diğerininki Kurono yani “kara ova” dır. O yüzden birbirlerine “Kızıl, Mavi, Kara ve Ak” diye hitap ederler. Tsukuru ise sadece Tsukuru’dur. O bu durumdan bile bir dışlanmışlık hisseder. Lise bittikten sonra Tsukuru dışındakiler Nagoya’da kalır. Sadece Tsukuru Tokyo’ya hayallerin şehrinde okumaya gider. Mühendis olup tren istasyonları inşa etmek ister. Yine de arkadaşlarıyla ailesinin yanına tatillerde geldikçe görüşmeye devam eder. Fakat bir gelişinde hiçbiri onunla görüşmek istemez ve gruptan dışlanır. Tsukuru deli gibi nedenini merak etse de sebebini sormaz, Tokyo’ya döner. Depresyona girer ve ölmek ister. Fakat sonra bir nevi hayata tutunmaya devam eder. O yıllarda hayatına felsefe öğrencisi Haida girer. Hayatından çıkmadan derin izler bırakır Tsukuru’nun hayatında. Tsukuru’nun hayatına giren ikinci insan ise turizmci Sara’dır. Tsukuru artık 36 yaşına gelmiş, hayalindeki gibi yeni istasyonlar inşa eden bir mühendistir. Sara Tazaki’den hoşlanır. Fakat aralarında ciddi bir ilişki olması için geçmişiyle hesaplaşması gerektiğini düşünür. Böylece Tsukuru’nun arkadaşlarıyla gidip yüzleşmesini ve neden gruptan dışlandığını öğrenmesini ister. Arkadaşları hakkında bir araştırma yapan Sara hepsinin adresini bulur ve Tazaki’ye verir. İşte böylece Tsukuru’nun hac yılları başlamış olur. Tsukuru arkadaşlarıyla görüşecek midir?, onları nasıl hangi konumda bulur? İnsanı merak uyandırarak okutan yer yer güldüren ve okuyucuda diğer romanlarından farklı bir tat bırakan bir kitap. 

   Her insanın hayatında geçmişe bıraktığı, üstünü kapatmaya çalıştığı bir olay mutlaka vardır. Bu kitap o yüzden her insanı etkileyebilecek güce sahip…Bir kere hayatınızda hiç Haruki MURAKAMİ okumadıysanız mutlaka bir kitabından okumaya başlayın derim. Diğer kitaplarını okudum yeni kitabını okumadım diyorsanız mutlaka okuyun derim. Ben yeni kitabını sipariş verdim bile. Sevgi ile kalın:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir